Kira ve Kiracı İlişkileri

Kiracı Tahliyesi Nasıl Yapılır? TBK m.350-352 Pratik Rehberi

Konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye için Türk Borçlar Kanunu m.350, 351 ve 352 net çerçeve çizer. Hangi durumda hangi yol, hangi süre? Pratik bir rehber.

13 Mayıs 2026KENTKURAN Editörü

Türkiye'de konut veya çatılı işyeri kiraladıktan sonra mülk sahibinin kiracıyı tahliye edebilmesi hiç de kolay değildir. Kanun koyucu açıkça kiracı yanlısı bir denge kurmuş, kiraya verenin tek taraflı olarak sözleşmeyi sona erdirmesini istisnai ve sıkı şartlara bağlamıştır. Bu çerçeveyi anlamadan ne ihtarname göndermek ne tahliye davası açmak ne de icra takibi başlatmak yarar sağlar; aksine usul hatası yapmak süreci aylarca uzatır.

Tahliye konusunun anayasası olan üç madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 350, 351 ve 352. maddeleridir. Bu üç madde, konut ve çatılı işyeri kiralarında dava yoluyla sözleşmenin sona erdirilmesinin tüm sebeplerini sayar. Listelenmeyen bir sebebe dayanılarak tahliye davası açılamaz. Aşağıda her bir maddenin pratik karşılığını, hangi durumda hangi prosedürün işletileceğini ve KENTKURAN'ın bu süreçte mülk sahibi adına ne tür bir rol oynadığını ele alıyoruz.

TBK m.350 — Kiraya Verenden Kaynaklanan Sebepler: Gereksinim, Yeniden İnşa, Esaslı Onarım

TBK m.350'ye göre kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu (çocuk, torun), üstsoyu (anne, baba, dede) veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı doğmuşsa kiracıyı tahliye için dava açabilir. Bu, uygulamada en sık karşılaşılan tahliye sebeplerinden biridir; ancak ihtiyaç gerçek, samimi ve zorunlu olmalıdır — geçici, görünüşte veya hile ile yapılmış bir ihtiyaç iddiası mahkemece reddedilir.

Aynı madde kapsamında ikinci bir tahliye sebebi, kiralananın yeniden inşası veya esaslı onarımının kiracının kullanımı ile bağdaşmaması durumudur. Bu durumda projenin onaylı olması, çalışmanın boyutunun gerçekten kullanılamaz hale getirdiği seviyede olması gerekir; basit bir boya-badana veya kısmi yenileme bu sebebi oluşturmaz.

TBK m.350 kapsamında dava açma süresi: belirli süreli sözleşmelerde sözleşmenin bitiminden itibaren bir ay, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih bildirimi için kanunda öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılırsa o dönem için tahliye hakkı düşer.

Önemli kısıtlama: Gereksinim sebebiyle tahliye edilen taşınmaza, kiraya veren haklı bir sebep olmaksızın üç yıl boyunca eski kiracıdan başkasını kiraya veremez (TBK m.355). Aksi halde eski kiracıya tazminat sorumluluğu doğar.

TBK m.351 — Sonradan Edinme Yoluyla Tahliye

TBK m.351, kiralananı sonradan edinen kişiye özel bir tahliye hakkı tanır. Yani siz bir gayrimenkulü içinde kiracısı varken satın aldıysanız, kanun size sınırlı bir çıkış kapısı bırakıyor:

  • Kendinizin, eşinizin, altsoyunuzun, üstsoyunuzun veya bakmakla yükümlü olduğunuz kişilerin konut ya da işyeri olarak kullanma zorunluluğu varsa,
  • Edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla,
  • Sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilirsiniz.

Alternatif olarak edinen kişi, edinme tarihinden başlayarak altı ay sonra açacağı dava ile sözleşmenin sona erdirilmesini isteyebilir. Burada da süreler hak düşürücü olduğundan, satın alma sözleşmesi imzalanırken hemen takvim kurmak gerekir.

TBK m.352 — Kiracıdan Kaynaklanan Sebepler

En kapsamlı ve pratikte en sık başvurulan madde TBK m.352'dir. Üç ayrı fıkrası vardır ve her biri farklı bir tahliye sebebini düzenler:

FıkraSebepSüre / Şart
m.352/1Kiracının yazılı tahliye taahhüdüne aykırılığıTaahhüt edilen tarihten itibaren 1 ay içinde icra veya dava
m.352/2Bir kira yılı içinde iki haklı ihtara sebep olmakKira yılı bitiminden itibaren 1 ay içinde dava
m.352/3Kiracının veya birlikte yaşadığı eşin aynı ilçe/belde sınırları içinde oturmaya elverişli konutu olmasıSözleşmenin yapıldığı tarihte kiraya verenin bilmediğini ispatlaması koşuluyla, sözleşme bitiminden 1 ay içinde dava

Yazılı tahliye taahhüdü (m.352/1): Pratikte en güvenli yoldur. Kiracı, kira sözleşmesinin teslimi sonrasında ayrı bir tarihte ve serbest iradesiyle belli bir günde tahliye edeceğini yazılı olarak taahhüt etmişse, o tarihte tahliye gerçekleşmezse kiraya veren bir ay içinde icra takibi başlatabilir veya tahliye davası açabilir. Burada en kritik nokta: taahhüt, sözleşmeyle aynı anda imzalatılırsa geçerli sayılmaz — Yargıtay yerleşik içtihadı bu yöndedir. Bu yüzden taahhüt, sözleşmeden bir süre sonra ayrı bir belge olarak alınmalıdır.

İki haklı ihtar (m.352/2): Kiracı bir kira yılı içinde kira bedelini zamanında ödemediği için kendisine iki kez yazılı ihtar çekilmişse, kira yılı sonunda kiraya veren ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın tahliye davası açabilir. Bu yolun başarısı için ihtarların noter kanalıyla, aynı kira yılı içinde ve kira borcunun gerçekten muaccel olduğu dönemde yapılması gerekir. İhtardan sonra yapılan ödeme, ihtarın haklılığını ortadan kaldırmaz.

Aynı yerleşim yerinde başka konut sahipliği (m.352/3): Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin, sözleşme yapıldığı sırada aynı ilçe veya belde belediyesi sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu varsa ve kiraya veren bunu bilmiyorsa, sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılabilir. Burada işyeri sahipliği bu şartı karşılamaz; sadece konut sayılır.

İki Farklı Yol: İcra ve Tahliye Davası

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin önünde iki temel yol vardır:

  1. İcra yoluyla tahliye: Kira borcu ödenmediğinde "tahliye talepli icra takibi" başlatılır. Kiracıya 30 günlük ödeme süresi içeren bir emre tebligat çıkar; ödenmezse hem kira tahsil edilir hem tahliye davası açılabilir. Bu yol özellikle kira ödemeyen kiracı için pratiktir.
  2. Tahliye davası (Sulh Hukuk Mahkemesi): Yukarıdaki TBK m.350, 351, 352 sebeplerinden birine dayanılarak Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Dava süreci genellikle birkaç ay ile bir yıl arasında değişebilir; istinaf aşamasıyla daha uzun sürebilir.

Pratik Süreç: KENTKURAN'ın Adımları

KENTKURAN bir tahliye süreci yönetirken müşterisi adına şu adımları izler:

  • Önce dosya değerlendirmesi: Kira sözleşmesi, ödeme geçmişi, mevcut belgeler ve hangi tahliye sebebinin uygun olduğunun tespiti yapılır.
  • İhtarname aşaması: Noter kanalıyla resmi ihtarname gönderilir. Bu adım, hem mahkemede delil oluşturur hem de kiracının gönüllü çıkış ihtimalini açar.
  • İcra ya da dava tercihi: Borç odaklı durumlarda tahliye talepli icra takibi, hak düşürücü sebep odaklı durumlarda Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açılır.
  • Vekaletli temsil: Tüm süreç KENTKURAN Legal Hukuk Bürosu'nun vekaletli temsiliyle yürütülür. Müşterinin Türkiye'de fiziksel olarak bulunması gerekmez.
  • Sonuç ve yeniden değerlendirme: Tahliye sonrası mülkün durum tespiti yapılır, yeni kiracı için fiyatlama yenilenir.

Tahliye davaları sabır işidir. Türkiye'de mahkemelerin iş yükü ve istinaf süreçleri düşünüldüğünde, ortalama bir tahliye davası 6 ay ile 18 ay arasında sonuçlanır. Bu süre boyunca kiracı çıkmazsa kira birikmeye devam eder; bu yüzden depozito, kefil, banka teminat mektubu gibi güvencelerin sözleşme aşamasında doğru kurgulanması en az tahliye davasından sonuç almak kadar önemlidir.

KENTKURAN Notu

KENTKURAN olarak tahliye süreçlerini son çare olarak görüyoruz. Çoğu durumda kiracı ile yapılan doğru iletişim ve hukuki çerçeveli müzakere, mahkemeye gitmeden çözüm üretir. Ancak müzakere yolu kapandığında, KENTKURAN Legal ile birlikte TBK m.350-352 çerçevesinde prosedürel açıdan kusursuz bir dosya hazırlayarak müvekkillerimizin haklarını sonuna kadar takip ediyoruz. Türkiye'de bulunmasanız bile süreç vekaletli temsille tamamlanır; sizden tek talep, baştan doğru sözleşmeyi imzalamak ve süreci bize emanet etmektir.

PaylaşXin

Bu konuda mülkünüze özel bir görüş ister misiniz?

KENTKURAN ekibiyle ücretsiz bir ön görüşme planlayın. Mülkünüzün durumunu birlikte değerlendirelim.

Görüşme Planla